Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek
hepimiz, herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim, hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım.
İsmet Özel - Sebeb-i Telif
Malumunuzdur Türkiye’de her vatandaşın bir kimlik numarası olur. Artık kanıksadığımız bu çözüm aslında oldukça pratiktir. Kimlik numarası ile birlikte kolaylaşan, dijitalleşen, hızlanan bir takım hizmetleri düşününce siz de faydalı bir uygulama olduğuna ikna olmuşsunuzdur sanırım. Bu yönüyle diyecek pek bir şey olmaz. Ancak konuyu bir de bir kuram doğrultusunda tekrar ele alınca bir takım kodlar çözülür, başka bir takım gereklilikler belirir ve kimlik numarası çözümünün aslında pekte insani olmadığı ortaya çıkar.
İhtiyaç basit ve temel seviyeli. O kadar ki teorik olarak bu ihtiyacımızın köklerini varlığı isimlendirme çabamıza, hatta Allah’ın Adem’e varlığın isimlerini öğretmesine kadar götürebiliriz. Amaç varlıklar hakkındaki bilgilerimizi, deneyimlerimizi bir anahtar ifade, kelime, rakam, ses, işaret, harf ile temsil edip, sınıflandırmayı, hakkında iletişmeyi kolaylaştırmaktır. Mesela kuş diyerek kanat, uçma, gaga, yumurta, ötme gibi deneyimleri ve bilgileri bir başlık altında toplamak mümkün olur veya herbir adlandırma ile yeni alt başlıklar açabileceğimiz bir üst başlık açmış oluruz. Yani bu isimlendirmeleri giderek özelleşen, şahsileşen bir detaycılıkla genişletip üzerinde ayrı ayrı deneyim ve bilgi sahibi olduğumuz varlık sayısını da detaylandırmış ve varlık üzerindeki kontrolümüzü de o oranda geliştirmiş oluruz. (Bu hususta kuramsal anlamda söylenmesi ve söylenmekten kaçınılması gerekenler hakkında da çok şey söylenebilir ama yazıyı daha pratik bir düzlemde tutmaya çalıştığım için atlıyorum bu meselelerin üzerinden) Yani isimlendirme bir güç gösterisidir aynı zamanda, irade, bilgi sahibi olmakla ilişkilidir.
İnsan da isimlendirilir aynı ihtiyaçla. Ve malumunuzdur çoğu kültürde bu oldukça güçlü vurgulanan ve uygulanan hatta bir ritüel dahi olabilen bir kültürel uygulamadır. Türkiye’de yeni doğan çocuğa mesela sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunarak ismiyle ilk defa hitap edilir. Farz seviyesinde bir dini uygulama olmamasına rağmen isimlendirmeye verilen büyük kültürel önemden dolayı ezan ve kamet gibi ritüellerle bir araya getirilerek fiilin kendisinin de bir ritüel halini alması sağlanmıştır.
İsimlendirmenin bu önemine ve vurgusuna rağmen insan için eskiden beri sayılandırma da uygulanagelmektedir. Ancak insanların kimliklerine bir baskı uygulanmak istendiğinde, İstatistik, Sosyoloji gibi bilimlerde toplama ve topluma dair bilgiler derlenmek istendiğinde, herhangi bir karışıklığın ciddi sonuçlarının olabileceği bir takım uygulamalar esnasında bu yönteme başvurulur. Örneğin hapishanelerde mahkumlar bazen kasten sırf numaralarına dahi indirgenebilirlerken okullar gibi daha gevşek kurumlarda sık kullanımdan ötürü bazen ismin yanına kendiliğinden ilişebilir numaralar.
Buraya kadar ki kısmı özetlemek istersek özel durumlar haricinde insan için asıl olan isimlerdir, numaraları değil, diyebiliriz.
İsimlendirmenin önemine dair bir diğer bahsedeğer yön ise onun Tanrısallığıdır. Adem'e isimlerin Allah tarafından öğretilmesi ve kelimelerin, konuşmanın insan beyninin sol yarısının faaliyet alanı olması bizi, insanın varlığı holistik olarak kavrayan sağ beyin faaliyetlerindense sol beyin faaliyetlerine yine Allah tarafından yöneltildiği sonucuna da ulaştırır. (Belki de Ademin Dünya macerası bu olayla başladı diye de düşünülebilir. Tabi bu mecburi bir çıkarım değil bir analojidir, çünkü Adem'in cennet sergüzeşti Adem'in varoluşa dair oryantasyonunu da amaçlıyor olabilir. Bu durumda Adem kendi elleriyle varolmayı daha ehven bir tarzda öğreneceği bir süreci yarıda keserek varolmanın tüm yükünü, sıkıntısını bir anda omuzlar hale sokmuştur diye de düşünebiliriz.) Yani bir yerde varlığı, zamanı, mekanı holistik bir şekilde kavrayan bir zihinden, onunla bütün olan bir zihinden, kendini ve kendi olmayanı bilen bir zihne, varlığı kendisine ve/veya bilgisine sahip oldukları ile ötekiler olarak sınıflandıran bir zihne dönüşmektir Adem olmak. Bu durumda hem Tanrı tarafından isimlendirilen hem isimlendirme hakkına haiz olan bir özne olarak insan isimler yerine numaralar kullanarak bir yerde bu yetkisini, hakkını kendi zihninin faaliyet alanından çok sayılarla daha verimli çalışan bir başka özneye devrediyor görünmektedir.
Ancak şurası açıktır ki isimlendirme ile numaralandırmanın potansiyel sonsuzluğuyla -veya geniş sırlarıyla- başa çıkmak zor görünmektedir. En nihayetinde her bir dilin kullandığı kelime sayısı ve bu kelimelerin de isim ve isme dönüşebilir olanlarının sayısı oldukça sınırlıdır. Üstelik yaygın kabul gören bir insan ismi stoğu olduğu gerçeği de ayrıca bir kısıttır bu anlamda. Yani insan sayısına denk düşecek kadar farklı isim sayısı olmadığından her insan için birden fazla ismin kullanılması uygun olacaktır diyebilirim.
Diğer taraftan numaralandırmanın hala pratik bir yönü vardır. Bu ihtiyacın ise insanın numaralandırılmasındansa sahip olduğu kimlik belgesinin numaralandırılmasıyla giderileceği bir çözüm düşünebiliriz. Bu sayede hem olası bir kimlik bilgisi sızıntısı durumunda kimlik numarası gibi kalıcı bir bilgi yerine kimlik belgesi değişimiyle yenilenebilecek bir numaralama sistemine kavuşmuş oluruz hem de kimlik sisteminin isim gibi yeterince benzersizlik sağlamayan bir bilgidense hala numaralamaya yaslanan bir yapıda kalmasını sağlamış oluruz.
İsimlendirmenin kimlik sızıntısı durumunda şu an ki haliyle numaralara oranla daha sabit bilgiler içermesi nedeniyle bilgi değiştirerek hala özel ve güvenli tutulabilmesi ihtiyacına ise isimlerden birinin şifre isim olması ile çözüm bulabiliriz. Bu uygulama aslında günümüzde kendiliğinden yerleşmiş bir anne kızlık soyadı uygulamasıyla yürürlüğe girmiştir. Ancak anne kızlık soyadı bilgisi de bir kimlik sızıntısı durumunda ve değişmez bir bilgi olarak kimlik veritabanlarında tutulan bir bilgidir. Oysa bunun yerine herkesin dilediğince değiştirebileceği ve Nüfus veritabanından (NVİ) her seferinde doğrulamak isteyenin doğrulayabileceği bir bilgiyle daha akılda kalıcı ve güvenli şifre bilgisi oluşturmak mümkün olacaktır.
Tam bu noktada bir kimlik uygulaması olarak kimlik bilgisine ihtiyaç duyulan her hizmette, her seferinde hizmet verenlerin kullanıcıların kimlik numaralarını, isimlerini talep etmeleri ve saklamaları yerine kimlik doğrulaması için NVİ ye bağlanmalarının ve doğrulamanın NVİ sisteminde yapılmasından sonra geçici bir numaranın (token) hizmet verene gönderilmesinin de kimlik hırsızlığı, sızıntısı gibi durumlara karşı iyi bir çözüm olacağından bahsetmek gerekir.
Bu güvenlik odaklı çözümleri geçip yine insanın değerine odaklanan teorimize odaklı detaylara dönersek seçilecek bu isimlerin niteliklerini biraz daha detaylandırmak için ilk olarak göbek ismiyle başlamak uygun olacaktır. Şurası bir gerçek ki çocuğun varlığını ilk olarak ve en derinden hisseden ve dolayısıyla ilk ve en çok onun hakkında konuşan, ona hitap etmesi gereken annedir. Bu nedenle insan isimleri grubunun ilki annenin vereceği isim olmalıdır. Bu doğum anında resmi gayrıresmi işlemler başladığı için daha herhangi bir ritüele dahi geçemeden önce isimlendirme ihtiyacını karşıladığından Türkçe de göbek adı olarak anılmaktadır.
Göbekadının hemen ardından ritüellerin yerine getirilmesi, babayla tanışma anı ve kabul görmesi gibi durumları temsilen de babadanadı diyebileceğimiz bir başka isimle devam edilebilir. Böylece ilk iki isim anne ve babanın birbirleriyle çekişmelerine gerek kalmadan haklarını kullanabilmeleri sağlanarak verilmiş olunur.
Devamında ise verilen tüm isimlerin kültürel atıflar ve hatta farklı dil ve alfabelerden olabilmesi ihtimaline yönelik olarak resmi işlemlerin daha rahat sürdürülebilmesi için Türkçe isim veritabanından, Türk alfabesiyle yazılabilen ve muhtar, ailenin bir büyüğü gibi bir kişi tarafından okula başlamadan önce verilecek bir isimle devam etmek uygun olacaktır. Böylece kadim Türk kültüründeki Dede Korkut örnekli isimlendirme töresi de yaşatılmış olunur.
Bir diğer isim ise çocuğun ergenliğe girişiyle birlikte kendisi için bir isim seçmesiyle eklenmelidir. Çünkü her ne kadar "başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız" olsa da belli bir yaşa kadar birilerinin çocuğu olmaktan başka bir kimliği yok gibiyse de insanın, ergenliğe girişle birlikte bu değişmektedir. Dolayısıyla insanın kendi seçtiği bir isimle de isimlenmesi doğaldır. Ayrıca ergenlik yaşlarına kadar az çok hayat hikayesinin nasıl seyredeceği, konu başlıkları belirmeye başlayacağından bu seyre uygun bir isimle isimlenmek de mümkün olacaktır. Hem bu bağlamda hem de diğer isimler için de bir öneri olarak toplumsal ve dini arketiplerin bir ipucu vermesi de mümkündür. Örneğin peygamber/ermiş hikayelerine olan/ olması istenen benzerliklerden hareketle bir isim seçmek kişinin hayatının devamında bu hikayelerden bazı ipuçları yakalamasını da sağlayabilir. Yaratıcının anıldığı isimlere atıflar içeren isimlerin bir diğer isim havuzu olarak da kullanılması mümkündür.
Bütün bunlara ek olarak toplumun isimlendirme ihtiyacının her kültür çevresi, dil, çevre değişiminde tekrar zuhur edeveğini öngörmek mümkündür. Bu nedenle doğumdan beri yaşanmaya devam edilen kültür çevresi değişmemiş dahi olsa önemli bir başarı, olay anısına isim eklemek mümkün olabilmelidir.
Bu isimlendirmelerde lakap veya kötü bir kelime kullanmanın kötü çağrışımlara neden olacağı ortadadır. Bu nedenle bunun kültürel ve yasal olarak engellenmesi de gerekir.
Bu çerçevede bir örnek olarak kendi isimlendirme maceramdan örnek vermek istiyorum: Göbek adım aslında Mehmet i de içerecekken kayıtlara sadece Fatih olarak geçmesini düzeltmek için Mehmet Fatih, bir rüyayla başlayan hikayemi ve İsmet Özel'den mülhem bir ilhamı anmak için de Yusuf ismini ve ayrıca gençliğimden beri Allah ın Kerim ismini anmanın iyi hissettirmesinden dolayı da bu ismi seçip, Türk isim havuzundan da Batuhan ismiyle devam ederek isimlenmem uygun olur. Ayrıca radyo programcılığı yaptığım dönemde bir radyocuya göre sıradışı bir isim olmasına rağmen nickname olarakseçtiğim, yine tıpkı İsmet Özelin ifadesinde olduğu gibi "belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım" ın hikmetini sezdirecek bir isim olarak Suskun u anmam gerekir. Bunu yanına Fatih isminin İngilizcesinin "Conqueror" olarak Hollanda da bir genç tarafından seslendirilmesi nedeniyle onu ve ABD de Fatih isminin sık sık Faith (Kutsal) olarak anlaşılması nedeniyle Faith i de eklersek nihai olarak Mehmet Fatih Suskun Kerem Yusuf Batuhan Faith Conqueror isimleriyle anılan bir insan olarak makinaların işini kolaylaştırmak yerine insanların işini kolaylaştırmış ve insana yaraşır bir isim grubuyla anılmış olurum.
İsimlerin bu kadar uzun olması hem tümünü birlikte bir şifre olarak kullanmayı hem de bu isimlerden bir veya birkaçını özellikle şifre gibi saklayarak isim, kodadı olarak kullanmayı ve nadiren paylaşmayı sağlayacağından kimlik hırsızlığını da zorlaştırmış olur.
Bi kaç kere büyük çaplı kimlik hırsızlığına uğramış olan Türkiye için acilen bu uygulamayı hayata geçirmek elzemdir.
Özetle 1. Kimlik numarası uygulaması insani ve güvenli değildir. Onun yerine Kimlik Belgesi Numarası uygulamasına geçilmelidir.
2. Göbekadı, Babadanadı, Meşhur adı, Kendi adı, Kodadından oluşan bir grupla isimlendirme uygulamasına geçmek gerekir.
3. İsimlendirme havuzları olarak töreli, dini ve yabancı dilli/lokal isimleri kullanmak uygun olacaktır. Telaffuz sorunun aşmak için farklı alfabelerin kullanılması (böylece dijital kültürün sınırlamasına girmek yerine onun imkanını kullanarak onun üzerinde sörf yapmak ve analog kalmak mümkün olur. Madem bu kadar gelişkin bir bilgi saklama ve işleme imkanı var, neden her isim onu en iyi seslendiren alfabeyle kayıtlara geçemesin, değil mi) ve en az bir ismin Türk kültüründen ve Türk alfabesiyle yazılabilir olması şartı yerinde olacaktır.
4. Özellikle dijital ortamlarda kimlik doğrulamaları için uzun uzadıya formlar doldurmaya gerek kalmaması ve kimlik sızıntıların karşı mümkün olan en az bilgiyi açık etmek için NVİ nin online kimlik doğrulama uygulaması başlatması gerekir
Yorum Gönder