Kuantum fiziği ve astrofizikle sınırlarına ulaşan fizik, hem ışıkaltı evren (foton etkisi, Heisenberg belirsizlik ilkesi: konum ve momentum eşzamanlı kesin ölçülemez) hem de ışıküstü evren (yıldızlararası büyük mesafeler nedeniyle güncel olmayan, geçmişin bilgisi) sınırları nedeniyle ışıkevren öncülüğünü biyoloji ve bilişim bilimlerine bırakmıştır.
Bu iki alan sibernetikte buluşsalar da, bilişim zihni uyarlama ve modelleme konusunda daha ataktır.
Bir başka açıdan ise kültür ortamını şekillendiren ürünler arasında da bir dönüşüm olmaktadır. Otomatik olanın yerini biyonik ve algoritmik olan almaktadır. Bu çerçevede fizik sonrasının iki ayrı hatta ilerlediği söylenebilir:
Biyoloji temelli hat → Transhümanizmle özetlenebilecek ve mevcut insan öznesinin (metafizik özne) genetik ve biyonik araçlarla geliştirilerek insanın mitolojik/ontolojik bir tanrıya dönüştürülmesi umudunu taşıyan bir ütopyadır. Bilişim odaklı gelişime nispetle güçlü bir varoluş mücadelesi verme ihtimali düşüktür. Bu hattın figürü Homo Deus’tur.
Bilişim temelli hat → Posthümanizm kavramıyla özetlenebilecek bir ütopya doğurur ama distopyası da potansiyel olarak bünyesindedir: Daemon. Amaç sıfırdan tasarlanmış bir nesnenin (metafizik) özneye, sonra da (ontolojik) tanrıya dönüşmesidir.
Bu noktada, mevcut tartışmaya üçüncü bir figür dâhil olur: Homo Dei.
Homo Dei, ne transhümanist Homo deus’un ne de posthümanist Daemon’un izinden gider. Onun dayandığı zemin, teolojik metafiziktir: Varlığın nihai anlamını ve amacını Tanrı’nın kastında aramak. Bu yaklaşım, insanın “yaratılmışlık” durumunu – yani ontolojik ikincilliğini, sonradan var olma hâlini – merkeze alır. Ontolojik ikincillik, bir varlığın kendi çabasıyla mutlaklığa ulaşmasını hem mantıksal hem de metafizik olarak imkânsız kılar.
Dolayısıyla Homo Dei, insanın potansiyelini Tanrı’ya tabiiyet içinde açığa çıkarmayı hedefler; Tanrı’ya meydan okuyarak değil, O’nun işaret ettiği istikâmette ilerleyerek. Bu yönüyle Homo Dei, hem Homo deus’un biyolojik-tanrısal idealini hem de Daemon’un bilişim-temelli mutlaklık iddiasını aşan, üçüncü bir imkân olarak ortaya çıkar.
Yorum Gönder